Hayvanlar

Boğazdaki Akıllı Varlıklar

İstanbul Boğazı denildiğinde akla tarihi yapılar, gemiler ve iki kıtayı birbirine bağlayan eşsiz manzara geliyor.
Ancak Boğaz'ın bir de denizin altında devam eden başka bir yaşamı bulunuyor. Yunuslar, uzun yıllardır İstanbul Boğazı'nın doğal sakinleri arasında yer alıyor.
Üstelik burada görülen her yunus aynı türden olmadığı gibi, bazıları yıllar boyunca araştırmacılar tarafından tek tek takip edilebiliyor. Türkiye'nin denizlerinde bulunan yunuslar hakkında bilinenlerin yanında hâlâ pek çok ilginç ayrıntı bulunuyor.
İstanbul Boğazı'nda aslında üç farklı yunus türü bulunuyor
İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi'nde başlıca afalina, tırtak ve mutur türleri görülüyor. Bu üç türün yaşam biçimleri birbirinden oldukça farklı. Afalinalar daha iri yapılı ve Boğaz'da yıl boyunca görülebilen türlerden biri. Tırtaklar daha çok açık denizle ilişkili ve özellikle balık göçleri sırasında Boğaz'dan geçiyor. Muturlar ise daha küçük yapılı ve insan gözünün onları fark etmesi diğer türlere göre daha zor olabiliyor.
Yunuslar Boğaz'da sadece geçiş yapmıyor
Yunusların İstanbul Boğazı'nı kullanmasının önemli nedenlerinden biri beslenme. Özellikle ilkbahar ve sonbaharda balıkların Boğaz üzerinden gerçekleştirdiği göç, yunusların bölgedeki hareketliliğini artırıyor. Balıkların Marmara ile Karadeniz arasında hareket ettiği bu dönemlerde yunusları gözlemleme ihtimali de yükseliyor.
Bu nedenle Boğaz, yunuslar açısından yalnızca iki deniz arasındaki bir geçiş noktası değil; aynı zamanda önemli bir beslenme alanı ve bazı bireyler için yaşam alanı niteliği taşıyor.
Her yunusun sırt yüzgeci kendine özgü
Yunus araştırmalarındaki en ilginç yöntemlerden biri fotoğrafla kimliklendirme. Araştırmacılar yunusları yakalamak veya üzerlerine cihaz yerleştirmek yerine sırt yüzgeçlerinin fotoğraflarını çekiyor.
Sırt yüzgecindeki doğal çentikler, kesikler, girintiler ve şekil farklılıkları her bireyin ayırt edilmesini sağlayabiliyor. Bu özellik nedeniyle yunusların sırt yüzgeçleri adeta insanlardaki parmak izleri gibi kullanılıyor.
Böylece aynı yunusun farklı yıllarda nerede görüldüğü, hangi bölgeleri kullandığı ve hangi gruplarla hareket ettiği takip edilebiliyor. 2026 yılında İstanbul Boğazı ve Marmara'da sürdürülen çalışmalarda da bu yöntem kullanılmaya devam ediyor.
Bazı Boğaz yunuslarının geçmişi 15 yıldan daha eski
Bu araştırmaların en dikkat çekici taraflarından biri, kayıtların yalnızca birkaç günlük veya birkaç aylık olmaması. TÜDAV'ın yürüttüğü uzun süreli çalışmalarda bazı yunusların ilk fotoğraflarının 15 yıldan daha eski olduğu belirtiliyor.
Araştırmacılar yaklaşık 40 yerleşik afalina bireyini düzenli olarak takip ediyor. Bunun yanında balık göçleri sırasında Boğaz'ı kullanan mevsimsel yunuslar da bulunuyor. Böylece tek tek hayvanların yaşamlarına ilişkin uzun dönemli bir veri arşivi oluşuyor.
Yunusları takip etmek aslında denizi takip etmek anlamına geliyor
Yunus araştırmalarının amacı yalnızca “Boğaz'da kaç yunus var?” sorusuna cevap bulmak değil. Yunusların hangi bölgelerde yoğunlaştığı, nasıl beslendiği, hangi dönemlerde ortaya çıktığı ve insan faaliyetlerinden nasıl etkilendiği de araştırılıyor.
Bu veriler, Marmara ve İstanbul Boğazı'nın ekolojik yapısı hakkında da bilgi sağlayabiliyor. Özellikle balıkların dağılımı ve insan kaynaklı baskılarla yunusların davranışları arasındaki ilişkilerin incelenmesi, deniz ekosisteminin daha iyi anlaşılmasına yardımcı oluyor.
Yunuslar geceleri de aktif olabilir
Yunuslar hakkında pek bilinmeyen ayrıntılardan biri de günün her saatinde aynı davranışı göstermemeleri. İstanbul Boğazı'nda 2009'dan bu yana hidrofonlarla yürütülen akustik izleme çalışmalarında yunusların sesleri de araştırılıyor. Uzmanların aktardığına göre yunuslar özellikle gece saatlerinde daha aktif olabiliyor.

İstanbul'un Deniz Altındaki Sessiz Komşuları

İstanbul Boğazı'nda görülen yunuslar, şehrin doğal yaşamının sanıldığından çok daha önemli bir parçasını oluşturuyor. Onları yalnızca teknelerin yanında sıçrayan sevimli deniz canlıları olarak görmek yerine, yıllardır izlenen, bireysel özellikleri kayıt altına alınan ve deniz ekosistemindeki değişimler hakkında bilgi veren canlılar olarak değerlendirmek gerekiyor.
Türkiye'de yapılan uzun süreli yunus araştırmaları, bir yunusun sırtındaki küçük bir izin bile bilim insanları için yıllar boyunca değer taşıyabileceğini gösteriyor. Boğaz'dan geçen bir yunus sürüsü bu nedenle yalnızca güzel bir manzara değil, aynı zamanda Türkiye'nin denizlerindeki yaşam hakkında önemli bir bilimsel veri kaynağı olabilir.

Favorileriniz

Görüntülemek için bir liste seçin