Hayvanlar

Amazon Nehirlerinde Balıklar

Mikroplastikler Amazon’un nehir, dere ve göllerine kadar ulaşmış durumdadır.
Araştırmacılar, bu parçacıkların balıkların solunum sistemleri, sindirim organları, büyüme süreçleri ve genel sağlığı üzerindeki etkilerini araştırıyor.
Amazon Havzası’ndaki plastik kirliliği artık yalnızca çevresel bir sorun değil, bölgedeki canlıların yaşamını doğrudan etkileyen ciddi bir tehdit olarak değerlendiriliyor. Nehirlerde, orman içindeki küçük akarsularda, göllerde ve Amazon Nehri’nin denize ulaştığı bölgelerde mikroplastiklerin varlığı çeşitli araştırmalarla ortaya konuldu.
Özellikle pirarucu gibi yüzeye çıkarak hava solumak zorunda olan balıklar açısından durum daha da dikkat çekici. Araştırmalar, mikroplastiklerin balıkların solungaçlarında ve sindirim sistemlerinde birikebildiğini, bazı türlerde stres seviyesini artırarak kilo kaybına yol açabildiğini gösteriyor. Bunun yanında Amazon’da balığın temel besin kaynaklarından biri olması, konuyu insan sağlığı açısından da önemli hale getiriyor. Brezilya’nın Amazonas eyaletinde kişi başına yıllık balık tüketimi ortalama 14 kiloya ulaşıyor. Bu miktar, ülke genelindeki ortalamanın yaklaşık beş katıdır.

Pirarucunun nefes alması bile risk altında

Amazon’un en dikkat çekici balıklarından biri olan pirarucu, oksijen seviyesinin düşük olduğu taşkın göllerinde yaşayabiliyor. Bu dev balık, yaklaşık 100 milyon yıllık evrimsel süreçte hava solumasını sağlayan özel bir organ geliştirdi.
Pirarucu, oksijen ihtiyacını karşılamak için düzenli olarak su yüzeyine çıkıyor ve yaklaşık 10 dakikadan fazla süreyle yüzeye çıkmadan yaşayamadığı belirtiliyor. Ancak bu özellik, günümüzde onu mikroplastiklere karşı daha savunmasız hale getiriyor. Araştırmacılara göre yüzeyde bulunan mikroplastikler balığın hava solunum organına ulaşabiliyor. Parçacıklar burada mekanik hasara neden olabilir, solunum yolundaki açıklıkları fiziksel olarak engelleyebilir ve oksijen ile karbondioksit seviyelerini algılayan hücrelerin işleyişini bozabilir. Mikroplastikler ayrıca sodyum, potasyum ve kalsiyum gibi vücudun normal işleyişi için gerekli bazı elementleri bağlayarak bunların kullanılabilirliğini azaltabilir. Balığın bağışıklık sistemi de bu yabancı parçacıklara tepki veriyor. Mikroplastikleri ortadan kaldırmaya çalışan organizmada iltihaplanma meydana geliyor. Bu süreç, hayvanın büyüme ve diğer yaşamsal faaliyetler için kullanması gereken enerjinin önemli bir bölümünü savunma mekanizmalarına yöneltmesine neden olabiliyor.

Sel ve kuraklık mikroplastiklerin yayılımını değiştiriyor

Amazon’daki mikroplastik kirliliği yalnızca büyük nehirlerle sınırlı değil. Araştırmalar, Amazon ve Negro gibi büyük nehirlerin yanı sıra <i>igarapé</i> adı verilen küçük orman derelerinde, göllerde ve mangrov alanlarında da mikroplastiklere rastlandığını ortaya koyuyor. Büyük nehirlerdeki yüksek su hacmi mikroplastikleri seyreltebilse de bu durum kirliliği ortadan kaldırmıyor. Parçacıklar suyla taşınabiliyor, nehir tabanına çökelebiliyor veya akıntının yavaşladığı bölgelerde birikebiliyor.
Şehirleşmenin etkisi ise çok daha belirgin. Özellikle kanalizasyon ve çöplerin doğrudan su kaynaklarına ulaşması, kentsel derelerde mikroplastik yoğunluğunu ciddi biçimde artırıyor. Manaus’taki bazı şehir derelerinde metreküp başına 74 bin 550 parçacığa kadar ulaşan yoğunluklar tespit edildi.
Amazon’un mevsimsel su döngüsü de önemli bir faktör. Suların yükseldiği dönemde nehirler taşkın alanları ve su altında kalan ormanlarla birleşerek kirleticilerin çok daha geniş bölgelere yayılmasına neden oluyor. Kurak dönemde ise su seviyeleri düştüğünde mikroplastikler küçük su birikintilerinde, kanallarda ve tortularda yoğunlaşabiliyor. Bölgedeki suyun kimyasal özellikleri de kirliliğin davranışını değiştirebiliyor. Negro Nehri’nin asidik siyah suları ile Amazon Nehri’nin tortu açısından zengin bulanık suları mikroplastiklerle farklı biçimlerde etkileşime girebiliyor. Su yüzeyinde bulunan bitkiler de önemli bir rol oynuyor. Yüzen bitkiler plastik parçacıklarını yakalayarak onların akıntıyla ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Ancak bu durum aynı zamanda mikroplastikleri, bu bitkilerin arasında yaşayan ve beslenen hayvanlar için daha erişilebilir hale getiriyor.

Küçük balıklar daha büyük risk altında

Amazon Havzası yalnızca dev piraruculara değil, binlerce küçük balık türüne de ev sahipliği yapıyor. Bu türlerin önemli bir bölümü dar ve sığ su kanallarında yaşıyor. Araştırmacı Andreu Rico’nun çalışmaları, Amazon, Negro, Tapajós ve Tocantins gibi büyük nehirlerin ana kanallarındaki mikroplastik yoğunluklarının genel olarak su canlıları açısından toksik risk oluşturacak seviyelerin altında olduğunu gösteriyor. Ancak Manaus ve Belém gibi şehirlerdeki derelerde durum farklı.
2023 yılında yayımlanan araştırmada, izlenen kentsel alanların en az yüzde 20’sinde mikroplastik yoğunluklarının su canlıları için güvenli kabul edilen sınırları aştığı belirlendi.
Danielle Regina Ribeiro-Brasil ise özellikle bu küçük akarsulardaki balıkları inceledi. Pará eyaletindeki Guamá ve Acará-Capim nehir havzalarından alınan örneklerde, incelenen balıkların neredeyse tamamının solungaçlarında veya sindirim sistemlerinde mikroplastik bulundu. Toplamda 383 plastik parçacığı tespit edildi. Balık başına ortalama 5,6 parçacık düşüyordu. İlk bakışta bu sayı düşük görünebilir. Ancak araştırmacılara göre küçük balıkların dar su kanallarında yaşaması, az miktardaki plastiğin bile önemli fiziksel hasara yol açabileceği anlamına geliyor. Mikroplastikler sindirim sisteminde tıkanıklıklara ve iç yaralanmalara neden olabilirken, solungaçlara yapışarak solunum sisteminin ve bağışıklık mekanizmalarının işleyişini etkileyebiliyor.

Nehir tabanında yaşayan tamoatá da plastik tüketiyor

Amazon’daki 3 binden fazla balık türünün her birinin mikroplastiklere farklı tepkiler verebileceği düşünülüyor. Araştırmacılar bu nedenle yalnızca tek bir tür üzerinden genelleme yapmanın mümkün olmadığını vurguluyor.
Bunlardan biri olan tamoatá (Hoplosternum littorale), göllerin ve taşkın alanlarının tabanında yaşayan bir balık. Genellikle tortuların üzerinde biriken organik maddelerle beslendiği için nehir tabanında biriken mikroplastikleri yutma ihtimali oldukça yüksektir. Araştırmalara göre Negro Nehri’nin tortullarında metreküp başına yaklaşık 13 milyon mikroplastik parçacığı bulunabiliyor.
Yapılan deneylerde ise beslenme yoluyla alınan yalnızca yüzde 0,0005 oranındaki mikroplastik yoğunluğunun bile tamoatá üzerinde etkiler yaratabildiği görüldü. Araştırmacılar, bu seviyenin stresin artmasına ve kilo kaybına neden olabildiğini belirtiyor. Balığın mikroplastiklere karşı oluşturduğu iltihabi yanıt, büyüme ve diğer yaşamsal faaliyetler için kullanılması gereken enerjinin başka süreçlere aktarılmasına yol açabiliyor.

Mikroplastikler insan sağlığı için de endişe yaratıyor

Amazon’daki mikroplastik sorunu üç temel açıdan önem taşıyor: biyolojik çeşitlilik, gıda güvenliği ve insan sağlığı. Amazon’un su ekosistemleri zaten iklim değişikliği, ormansızlaşma, pestisitler ve barajlar gibi çok sayıda baskıyla karşı karşıya. Mikroplastikler bu sorunlara yeni bir tehdit ekliyor. Öte yandan balık, Amazon’da yalnızca bir besin değil, aynı zamanda bölgenin kültürünün önemli bir parçası. Amazonas eyaletinde kişi başına yıllık balık tüketimi yaklaşık 14 kilogramken, Brezilya genelinde bu rakam 2,8 kilogram civarındadır. Nehir kıyısındaki topluluklarda balık tüketimi çok daha yüksek seviyelere çıkabiliyor. Bu nedenle balıklarda mikroplastik birikmesi, hem balık popülasyonlarının geleceği hem de bu canlılara bağımlı insanların beslenmesi açısından endişe yaratıyor.
Araştırmacılar, mikroplastiklerin balıkların büyüme kapasitesini etkileyebileceğini düşünüyor. Organizmanın plastik parçacıklarına karşı oluşturduğu iltihabi tepki sırasında harcanan enerji, normal koşullarda büyüme ve gelişme için kullanılabilecek enerjiyi azaltabiliyor. Balıkların üreme sistemleri üzerindeki etkiler konusunda Amazon’a özgü araştırmalar henüz yeterli değil. Ancak dünyanın farklı bölgelerinde yapılan çalışmalar, mikroplastiklerin üreme organlarına zarar verebildiğini ve embriyo ile yavruların gelişimini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor.

Amazon için daha fazla araştırma gerekiyor

Amazon’daki mikroplastik kirliliğinin boyutu giderek daha iyi anlaşılsa da araştırmacılar hâlâ önemli bilgi boşlukları bulunduğunu belirtiyor. Özellikle mikroplastiklerin farklı su ortamlarında nasıl hareket ettiği, hangi balık türlerinde daha fazla biriktiği, balıkların üreme süreçlerini nasıl etkilediği ve besin zinciri üzerinden insanlara ne ölçüde ulaştığı konusunda daha fazla araştırmaya ihtiyaç var. Bilim insanlarına göre çevre ve insan sağlığı birbirinden ayrı düşünülemez. Amazon’daki nehirlerin ve göllerin sağlığı, bu sularda yaşayan canlıların yanı sıra bölge halkının beslenme ve yaşam biçimiyle de doğrudan bağlantılıdır. Mikroplastikler bu nedenle yalnızca suda yüzen görünmez parçacıklar değil; Amazon’un hassas ekosistemlerine ve bu ekosistemlerle yaşamını sürdüren milyonlarca insana yönelik giderek büyüyen bir çevre ve sağlık sorunu olarak öne çıkıyor.

Favorileriniz

Görüntülemek için bir liste seçin