Hayvanlar

İnsanlara Tepki

Bilim insanları 4.581 hayvanı takip ederek insanların yalnızca yaşam alanlarını değil, doğrudan hayvanların davranışlarını da etkilediğini ortaya koydu.
Binlerce yıldır insanlar doğal alanları değiştirerek yaban hayatını şehirlere, tarım arazilerine, yollara ve diğer insan faaliyetlerine uyum sağlamaya zorluyor. Ancak yeni araştırma, hayvanların yalnızca insanların oluşturduğu çevrelere değil, insanların fiziksel olarak yakın olmasına da tepki verdiğini gösteriyor.
California Üniversitesi Santa Barbara (UCSB), Smithsonian Ulusal Hayvanat Bahçesi ve Koruma Biyolojisi Enstitüsü ile Yale Üniversitesinden araştırmacılar, ABD genelinde 37 hayvan türünden elde edilen GPS takip verilerini cep telefonu konum bilgileriyle bir araya getirdi.
Science dergisinde yayımlanan çalışma, hayvanların insanlara verdiği tepkilerin türlere ve yaşam alanlarının ne ölçüde değiştirildiğine göre önemli farklılıklar gösterdiğini ortaya koydu. Bu farklılıklar, yaban hayatının korunması ve yönetimi için daha hassas stratejiler geliştirilmesine yardımcı olabilir. Araştırmanın eş lideri ve UCSB Bren Çevre Bilimi ve Yönetimi Okulunda yardımcı doçent olan Ruth Oliver, insanların yaban hayatı üzerindeki etkilerinin hem fiziksel varlıklarını hem de yaşam alanlarını nasıl değiştirdiklerini kapsadığını belirtti. Oliver'a göre bu etkinin tamamını anlamak için her iki unsur hakkında da bilgi gerekiyor.

COVID Dönemi Doğal Bir Deney Sundı

COVID-19 dönemindeki kapanma uygulamaları, insanların nerede ve nasıl hareket ettiğini büyük ölçüde değiştirdi. Bu sıra dışı durum, araştırmacılara insanların fiziksel varlığının etkisini kalıcı çevre değişikliklerinden ayırma fırsatı verdi. Ekip, 2019 ve 2020 yıllarının aynı dönemlerine ait ABD kıtasındaki 4.581 memeli ve kuşa ilişkin haftalık GPS kayıtlarını inceledi. Hayvanların hareketlerini ölçmek görece kolaydı. Ancak insanların tam olarak nerede bulunduğunu belirlemek, araştırmacıların normalde erişemediği kadar ayrıntılı bir veri kaynağı gerektiriyordu.
İnsanların konumlarını ve hareketlerini ayrıntılı biçimde gösteren kamuya açık verilerin bulunması zor. Bu nedenle insanlarla yaban hayatı arasındaki etkileşimleri inceleyen araştırmalar genellikle şehirleşme, tarım veya COVID-19 döneminde uygulanan kapanma kısıtlamaları gibi dolaylı ölçütlere dayanıyor.
Araştırmacılar bu sorunu aşmak için mahalle düzeyinde çözünürlüğe sahip anonimleştirilmiş cep telefonu konum verilerini kullandı. Ekibe göre bu, insanların fiziksel varlığının hayvanların hareketleri üzerindeki etkisini incelemek için bu tür verilerin ilk kez kullanıldığı çalışma oldu.
Smithsonian Ulusal Hayvanat Bahçesi araştırma ekoloğu ve çalışmanın eş lideri Scott Yanco, pandemi sırasında araştırmacılara sunulan cep telefonu verilerinin insan varlığının yaban hayatı üzerindeki etkisini ölçmek için nadir bir fırsat sağladığını söyledi.

İnsanlar ve Yaşam Alanları Birlikte Etkiliyor

Araştırmacılar insan faaliyetlerinin hem hayvanların kullandığı fiziksel alanı hem de çevresel nişlerini nasıl etkilediğini inceledi. Çevresel niş, bir hayvanın yaşam alanlarını ve kaynakları nasıl kullandığını ifade ediyor. İncelenen türlerin çoğunda insan etkisinin yalnızca doğal alanların değiştirilmesine bakılarak tam olarak anlaşılamayacağı görüldü. İnsanların fiziksel varlığı da önemli bir faktör olarak öne çıktı.
Araştırmaya göre türlerin yüzde 57'si hem insan varlığından hem de yaşam alanlarındaki değişikliklerden etkilendi. İnsanların varlığı, memeli türlerinin yüzde 67'sinde ve kuş türlerinin yüzde 68'inde kullanılan alanın miktarında veya çevresel nişin büyüklüğünde değişikliklerle ilişkilendirildi.
İki insan etkisinin çoğu durumda birbiriyle bağlantılı olduğu görüldü. İnsanların bir hayvan üzerindeki etkisi, çevredeki alanın ne kadar değiştirildiğine bağlı olarak farklılaşırken, yaşam alanındaki değişikliğin etkisi de bölgede bulunan insan sayısından etkilenebiliyordu. Memeli türlerinin yaklaşık yüzde 67'si ve kuş türlerinin yüzde 41'i, insan varlığı ile çevresel değişimin birleşimine tepki olarak kullandıkları yaşam alanını daralttı. İnsanlara karşı duyarlılık, şehirler yerine milli parklar gibi gelişmenin daha sınırlı olduğu bölgelerde özellikle güçlüydü.

Kurtlar, Geyikler ve Turnalar Farklı Tepki Verdi

Yaban hayatındaki tüm türler insanlara aynı şekilde tepki vermedi. Örneğin kurtların davranışları araştırmaya dahil edilen birçok hayvandan farklıydı. Kurtların insanlara karşılık olarak kullandıkları yaşam alanını genişlettiği görüldü. Araştırmacılar bunun, kurtların insanlarla uzun ve zorlu geçmişiyle ve insan faaliyetlerinden uzaklaşmak ya da daha geniş bir alana yayılmak istemeleriyle bağlantılı olabileceğini belirtiyor. Ak kuyruklu geyikler ise farklı bir tablo ortaya koydu. Yaşam alanları daha fazla değiştikçe çevresel nişleri genişledi ancak insanların varlığı arttıkça bu niş daraldı. Turnalar ise bunun tam tersi bir tepki gösterdi.
Ruth Oliver, bu bulguların türlere özel koruma çalışmalarının önemini ortaya koyduğunu belirtti. Her türün farklı yaşam alanı gereksinimleri, davranış biçimleri ve karşı karşıya olduğu tehditler bulunduğunu söyleyen Oliver, etkili koruma çalışmalarının her türün kendine özgü sorunlarının anlaşılmasını gerektirdiğini ifade etti.

COVID Döneminden Önemli Dersler

Araştırma, pandemi döneminde insanların faaliyetlerinin büyük ölçüde değişmesiyle yaban hayatının nasıl tepki verdiğini incelemek amacıyla oluşturulan COVID-19 Bio-Logging Initiative'in bir parçasıdır. Araştırmacılar, bu sıra dışı dönemi "anthropause" olarak adlandırdı. Girişim kapsamında yapılan önceki araştırmalar, dünya genelindeki memelilerde yaygın davranış değişiklikleri, deniz trafiğinde önemli farklılıklar ve insan hareketlerini doğrudan ölçmenin önemini ortaya koymuştu.
Bu çalışmalar, insanların Dünya'nın çevresi üzerindeki etkisinin belirgin hale geldiği Antroposen döneminde yaban hayatını anlamaya yönelik daha geniş araştırmaların da bir parçasıdır. Geniş kapsamlı iş birliği, 600 araştırmacı ve kurumu bir araya getirerek yaklaşık 13.000 hayvandan elde edilen 1 milyar konum kaydını topladı. Amaç, insan faaliyetlerinin yaban hayatını nasıl etkilediğini daha ayrıntılı biçimde incelemekti.
Yeni bulgular, hayvanların GPS takipleriyle mobil cihazlardan elde edilen verilerin bir arada kullanılmasının daha hassas koruma stratejileri geliştirilmesine yardımcı olabileceğini gösteriyor. Bu iki veri türünün birleştirilmesi, araştırmacıların insan yapımı altyapının etkileriyle insanların yalnızca fiziksel olarak bölgede bulunmasından kaynaklanan etkileri birbirinden ayırmasına olanak sağlıyor.

Bu Değişimler İyi mi Kötü mü?

Oliver ve çalışma arkadaşları şimdi başka önemli bir sorunun yanıtını araştırıyor: İnsanların neden olduğu çevre ve iklim değişiklikleri, hayvanların hayatta kalma ihtimalini etkiliyor mu? Oliver, mevcut çalışmanın hayvanların alan ve kaynak kullanım biçimlerini değiştirdiğini gösterdiğini ancak bu değişimlerin uyum sağlamalarına yardımcı olup olmadığının veya stres altında olduklarının bir göstergesi olup olmadığının henüz bilinmediğini belirtti.
Araştırma ekibi şimdi, insan kaynaklı baskılara karşı davranışlarını değiştiren hayvanların ölüm riskinin daha yüksek mi yoksa daha düşük mü olduğunu incelemeye odaklanıyor.
Pandemi sırasında ortaya çıkan sıra dışı koşullar, araştırmacılara insanların yaban hayatı üzerindeki etkilerini daha önce mümkün olmayan ayrıntılarla inceleme fırsatı sundu.
Bu nedenle geçmişteki koruma politikaları, hayvanların insanların fiziksel varlığına nasıl tepki verdiğine ilişkin bu kadar ayrıntılı veriler olmadan geliştirildi.
Oliver, elde edilen sonuçların hayvanlara nerede ve ne zaman alan bırakılması gerektiğini daha doğru biçimde değerlendiren politikalarla insanlarla yaban hayatının bir arada yaşayabileceği konusunda umut verdiğini ifade etti. Bu habere Smithsonian'dan Ben Marcus katkıda bulundu.

Favorileriniz

Görüntülemek için bir liste seçin